Referans Gazetesi yazarlarından Sayın Faruk Türkoğlu'nun bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum.
İyi bir yöneticinin görüşmelerdeki başarı anahtarı uzlaşma cesaretidir.
Uzlaşma cesaretinin ataklık veya gözü karalık ile alakası yoktur. Tam tersine bu cesaret, analiz, dikkat ve ihtiyatla güçlenir. İyi bir yönetici, karşı tarafın ayak sürümesini ve olası bir çözümün yol açacağı yeni sorunları daha işin başında hesaba katar
Kişilerin, kurumların ve ülkelerin önemli yol ayrımlarında hep "görüşmeler" vardır. Görüşmelerin onurlu bir anlaşma ile sonuçlanması sorunları çözerek gelecekte daha huzurlu bir dönem yaşanmasına yardımcı olur. Masadan uzlaşmazlıkla kalkıldığında ise yeni sorunlar ve gerginlikler kapıdadır. Örneğin DYP ile ANAP arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kalması, bu iki partinin olduğu kadar siyasetin geleceği açısından da önemli bir rol oynamaya aday görünüyor.
Bir iş veya transfer görüşmesinin sonuçları hayatımıza yıllar boyu yön verebilir. Şirketlerde birleşmeler, stratejik ittifaklar, toplu sözleşmeler, önemli ihale ve siparişler, hep uzun görüşme ve uzlaşma raundları ardından gerçekleşir. Ülkelerin kaderlerini görüşmeler sonunda imzalanan barış veya işbirliği anlaşmaları çizer. Koalisyon hükümetlerinin oluşumu da ancak iyi yürütülmüş görüşmelerin ardından gelen sağlam uzlaşmalarla mümkün olur. Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik görüşmeleri ise, Türkiye’nin her alandaki geleceğini belirleyecek kadar kapsamlı olduğu için görüşmeleri yürütenlere büyük sorumluluk yükler.