Evlilik hazırlığı, evlilik ve balayı derken bayağı bir ara verdik. Bundan sonra makalelere mümkün olduğunca devam edeceğim. Tabi yine yakın zamanda yeni projelerimle ilgili bilgileri ve sitelerimin haberlerinden de bahsedeceğim. Bugünlük Mahmut Özgün'ün Hoax ile ilgili kısa değerlendirmesini sizlerle paylaşıyorum.
Sinemalarda gösterime giren “Sahtekar” (Hoax) adlı film gerçeklik ve yalan sorunlarını işliyor. İngilizce'deki "hoax" kelimesinin Türkçedeki karşılığı "aldatmaca" ve sahtecilik. Bu kelime son aylarda bilgisayar ve internet dünyasında da yaygın olarak kullanılıyor. “Hoax” olayı şöyle gelişiyor:
Yakından tanıdığınız bir kişiden size bir virüs uyarısı geliyor: Uyarıda "Yakın tarihte bir virüs etkin hale gelecek. Bunu önlemek için 'bul' özelliği ile falanca dosyayı arayın. Bulunca hemen silin . Yoksa sistem çöker." Siz de bu dosyayı bulup hemen çöpe gönderiyorsunuz. Ancak bir süre sonra bilgisayarınızda bazı işlevler aksamaya başlıyor.
Oysa ortada bir virüs yok. Birileri asparagas bir virüs uyarısı düzenliyor ve bunu diğer internet kullanıcılarına yolluyor. Uyarıyı alanlar, zokaya düşünmeden saldırdığı söylenen bir sazan balığının davranışına benzer şekilde, kendi elleri ile kendi sistemlerindeki önemli ve işlevsel dosyaları siliyor. Arkadaşlarına da aynı uyarıyı yollayanlar giderek hoax virüsünün bir parçası oluyor ve virüsü yayıyorlar.
Ekonomik ve sosyal konularda da “hoax” olayı yaygın:
Geleceğin risklerine karşı önlem alın ama sakın hoax'lara aldanıp kendi işinize ve geçiminize zarar vermeyin. Ekonominin ve siyasetin gerçek virüslerine karşı uyanık oyun ama sahte ve asparagas hoax uyarılarına inanmayın. Yoksa sizde bu hoax'ın bir parçası olursunuz ve bacağına ateş eden bir kişiden farkınız kalmaz…
Referans Gazetesi yazarlarından Sayın Faruk Türkoğlu'nun bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum.
İyi bir yöneticinin görüşmelerdeki başarı anahtarı uzlaşma cesaretidir.
Uzlaşma cesaretinin ataklık veya gözü karalık ile alakası yoktur. Tam tersine bu cesaret, analiz, dikkat ve ihtiyatla güçlenir. İyi bir yönetici, karşı tarafın ayak sürümesini ve olası bir çözümün yol açacağı yeni sorunları daha işin başında hesaba katar
Kişilerin, kurumların ve ülkelerin önemli yol ayrımlarında hep "görüşmeler" vardır. Görüşmelerin onurlu bir anlaşma ile sonuçlanması sorunları çözerek gelecekte daha huzurlu bir dönem yaşanmasına yardımcı olur. Masadan uzlaşmazlıkla kalkıldığında ise yeni sorunlar ve gerginlikler kapıdadır. Örneğin DYP ile ANAP arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kalması, bu iki partinin olduğu kadar siyasetin geleceği açısından da önemli bir rol oynamaya aday görünüyor.
Bir iş veya transfer görüşmesinin sonuçları hayatımıza yıllar boyu yön verebilir. Şirketlerde birleşmeler, stratejik ittifaklar, toplu sözleşmeler, önemli ihale ve siparişler, hep uzun görüşme ve uzlaşma raundları ardından gerçekleşir. Ülkelerin kaderlerini görüşmeler sonunda imzalanan barış veya işbirliği anlaşmaları çizer. Koalisyon hükümetlerinin oluşumu da ancak iyi yürütülmüş görüşmelerin ardından gelen sağlam uzlaşmalarla mümkün olur. Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik görüşmeleri ise, Türkiye’nin her alandaki geleceğini belirleyecek kadar kapsamlı olduğu için görüşmeleri yürütenlere büyük sorumluluk yükler.
Yıllar önce PC’ler daha yaygınlaşmamışken ve oyunlar Tetris’ten öteye yeni yeni geçiyorken bir oyun çıktı piyasaya. Jordan Mechner kardeşinin hareketlerini kameraya kaydederek oyun dünyasının ilk Motion-Capture olaylarından birini gerçekleştirmiş ve bunu mükemmel bir bölüm dizaynı ve sadistik ve zorlayıcı bir saat içerisinde oyunu bitirme kuralı ile birleştirmiş ve ortaya PC dünyasını ilk klasiklerinden Prince of Persia çıkmıştı.
No, we are not talking about fashion shows presenting the latest designer collections on catwalks, transmitted with the help of the mighty technological supports. Actually, we are talking about the fashion of technology. Does technology has its own fashion? Now it does, even though we couldn’t have said the same thing some years ago.
At first, technology was a synonym for functionality and science. But that area has been completely covered and it still is permanently updated. We wanted functional, practical new, powerful and innovative devices – and we got them! So, what was missing from this package? One word: style. Style, as in trend or as in fashion – this is the one feature that completes the optimized appeal of any technological device. From the texture to the lines and shapes, to volumes and sizes to colors, style has become a definite criterion when selecting the trendiest and latest gadgets. From the minimalist shapes and metallic outlets of the iPods to the decorative, glittery and vibrant colors of the cell phones, the fashion plays a role that buyers do not neglect anymore.
Where will the so called collaboration between technology and fashion go? Will devices and gadgets be considered fashion accessories “must-haves” rather than functional “must-haves”? Nowadays, it seems that fashion is infiltrating in more and more fields and it will be interesting to see what the future will bring.
Bundan önce PageRank ile ilgili yazdığım yazıda PageRank değerleri ve anlamları üzerinde durmuştum. Peki her site sahibinin arzu ettiği bu değer tek başına birşey ifade ediyor mu? Google PageRank'inizin 5, 6 belki de 7 olmasını arzu ediyorsunuz. Aslında direkt olarak SEO ile bağlantısı bulunmayan bu değer, sitenize diğer sayfalardan gelen kaliteli linkler sayesinde oluşuyor. Page Rank ise arama motorlarında arama yaptığınızda sayfanız geldiği sıralama değerdir.
Evet, herkesçe Google PageRank karizmatik ve trafik sağlayıcı olarak görülür ve bilinir. Ama unutulmaması gereken şey sağlanan trafiğin arama motorlarından gelmesine etkisinin az olduğudur. Yani sayfanızın Google PageRank'i 5 iken 6 oldu ise arama motorlarından sayfanıza gelen kişilerin sayısında çok büyük bir artış olmayacaktır. Ancak, internet üzerindeki diğer sitelerden sayfanıza girişlerde büyük bir artış olacaktır. Çünkü PageRank mantığında sitenizin diğer sitelerden aldığı kaliteli linkler önem kazanır.
Bir konuya daha açıklık getirelim. Sayfanızın PageRank'i ne kadar yüksek olursa olsun eğer kapsamlı bir SEO çalışması yapmadıysanız sayfanızın arama motorlarında üst sıralara çıkmasını beklemeyin. Tekrardan hatırlamamızda faydalı olan bir bilgi ise sitelerin trafiklerinin %90 gibi büyük bir kısmı arama motorlarından (Türkiye'de ise dolaylı olarak Google'dan) geliyor.
PageRank 6 ve aramalarda 4. sayfada görüntülenen bir site sahibi mi olmak istersiniz? Yoksa PageRanki henüz 0 ama sürekli optimizasyon sayesinde aramalarda ilk sayfada çıkan bir sitenin sahibi mi olmak isterdiniz? Tabi ki herkes hem PageRanki 6 hem de aramalarda ilk sayfalarda bulunmak ister.
İnsanlar için nasıl her işin başı nasıl sağlık ise, siteler için de her işin başı SEO. Arama motoru optimizasyonu sizi istediğiniz kitleye ve belirlediğiniz hedeflere ulaştıracaktır. Sağlam ve planlı bir SEO sistemi ile ilerisi için de arzu ettiğiniz PageRanklere kavuşabilirsiniz. Ama o zamana dek Page Rank, Google PageRank'den daha önemli diyebiliriz.
Arama motorlarına ilk sayfada görüntülenme dileklerimle ;)