İnternette gezerken rastladığım ve marka olgusunun insan ile çok büyük benzerlikler taşıdığını belirten güzel bir yazıyı sizlere aktarıyorum.
Günümüz ekonomisinde ve iş dünyasında her geçen gün daha güncel hale gelen “marka” ve “marka yönetimi” konularında önemli gelişmeler kaydedilmekte, marka kavramı rekabet üstünlüğü sağlamanın en önemli unsurlarından birisi olarak değerlendirilmektedir.
“Marka” kavramını detaylı olarak incelediğimizde, marka unsuru ile insan unsuru ve insanların oluşturduğu kurum kavramı arasında önemli benzerlikler olduğunu düşünüyorum.
İnsan, doğası gereği her canlı gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. İşletmelerin ve markaların da aynı süreçten geçtiği, doğduğu, büyüdüğü, yaşlandığı ve sonunda da yok olduğu bir gerçektir. Burada önemli olan, insanın, işletmenin ve markanın, yaşadıkları süreçte en büyük verimi/faydayı sağlamalarıdır.
İnsan, işletme ve marka kavramlarının ortak yönlerini, farklı bir bakış açısı ile aşağıdaki gibi değerlendirmek mümkündür:
Reality versus illusion. Or, more explicitly, ugly versus beautiful. And guess what? Beautiful wins. Illusion wins. Photoshop wins. If we think about it, it is not even a competition. How can perfection compete with imperfection? – In a world where perfection is obviously represented by the ideal images that are results of the wonder software called Photoshop.
But wait: a software that can change the perception on beauty, on reality, on the world itself? Exactly. A software that manages to adjust, to transform, to improve, to enhance and to upgrade any kind of “less than perfect” image. We can say that Photoshop is the less dramatic version of plastic surgery. Do you want a liposuction? No need to go through surgery and recovery and all that painful package. Photoshop can adjust you how you please, in a matter of minutes, with the help of a few clicks and, well, it doesn’t even cost you. Do you want a perfect, smooth skin? No trouble for Photoshop! Why spend heavy money on lotions and treatments, when you can fool anyone with a tiny bit of help from the magic-provider, known as Photoshop?
Oh wait: we said the exact word: “fool”. Because that is the only thing we can achieve with image retouching. From the covers of the magazines to pictures that represent better, yet fake versions of ourselves, to the merchandise in the ads that looks better and more appealing than in reality, that is what we do: we live in an illusion.
Herkes için farklı anlam taşıyan PageRank değeri bizim de gündemimizde. Daha önce bu konu üzerinde biraz durmuştuk. Tekrardan hatırlamak istersek hemen Sayfanızın PageRank Değeri isimli yazıma tıklayalım.
Bugün bahsedeceklerim ise aldığınız veya almak istediğiniz değerlerin yorumu ile ilgili. Öncelikle PageRank değerinizin kaç olduğunu öğrenmenin yollarını belirteyim.
Internet Explorer kullanıcıları için;
Firefox Kullanıcıları için;
Bugün yine herkesin faydalanacağı bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Gerçekten harika bir yazı. Nido Quebin tarafından yazılmış ve sonra tercüme edilmiş.
Yazıyı okurken kendinizi bu kriterleri yerine getirirken düşünün. Başarıyı yakalamak aslında çok kolay. Okuyacağınız yazıda anlatım tarzı genelde 1 e 1 pazarlamaya yönelik ancak internet ortamı için de gerekli olan tüm kriterleri barındırıyor. Sitenizdeki bir ürün veya hizmeti ziyaretçilerinizi ikna ederek satabilirsiniz. İletişim çok önemli. Aşağıda, Amerika’da yüksek ikna gücüne sahip satış uzmanlarının 10 yöntemini bulacaksınız. Bunlar, ikna etmenin 10 büyük sırrıdır.
Aşağıdaki resimde gördüğünüz üzere, lamba havada asılı bir şekilde duruyor. Yerçekimine meydan okuyan bu ufak lamba herkesi de şaşırtıyor. Köpek bile nasıl şaşkın şaşkın bakıyor. Aslında biz Türk milleti olarak bu gibi ürünlere yabancı değiliz. Bir dönem her yerde havada asılı duran musluklar vardı. İçinden de su akıyo gibi gözükürdü. Her gören mutlaka şaşırıyordu. İşin hilesi anlaşılınca tadı kalmıyordu ama eğlencelik işte.
Bu lamba da aynı sistemle çalışıyor. Görmüş olduğunuz kablo lambayı havada tutan şey. Kablo işin tezgahı. Gayet sağlam bir metal parçasıyla havada duruyor efekti oluşturulmuş. Tabi bunda lambanın pozisyonunun da büyük etkisi var. Bu lambalara FlapLamp deniyor. Hopf & Wortmann'dan 2001 yılında sınırlı sayıda üretilmiş. Şu an marketlerde bulunması da zormuş. Ama azimli Türk gençleri bundan daha da orjinal şeyler ortaya koyabilir.
Görüldüğü üzere bir lambayı satmanın sınırsız yolu var. Bunlardan sadece bir tanesi kablosunu metalle birleştirip havada asılıymış gibi göstermek. Aklınızdan çıkarmayın, ne isterseniz satabilirsiniz.
